korkak yiğitler
: 8 /10 ( 23 Üye)

mcy @mcy

katilin vicdan azabı /radikal kitap/27.07.2007

tüm inada rağmen, çöl yine şehir üzerindeki egemenliğini kurmakta, varlığıyla her şeyi kuşatmaktadır. taner de bu şehir gibi, anlamsız bir inatla asla olamayacağı şekillere bürünmektedir. fakat yaşadığı vicdan azabı, güçlülük iddialarını sürekli baltalamaktadır


erkan canan (e-mektup | arşivi)

dostoyevski'nin suç ve ceza'sı, büyük anlatıların ortalıkta görünmediği
'yeni dünya'da, bireye yeniden ümitli olmasını sağlayacak araçlar sağladığı için önemlidir. özellikle yazarın bu romanı, okuyucuya, belki de insan olmanın birinci gereği diyebileceğimiz vicdanın ne kadar önemli ve hatta zorunlu olduğunu anlatmaya çabalamıştı. romanı, edebiyat tarihinin şaheserleri arasına yazdıran birinci neden, yazarının olağanüstü üslupçuluğuysa, ikincisi de, insan denilen varlığın evrensel trajedisine dayanıyor olmasıdır denebilir. romanın baş kahramanı raskolnikov, bu evrensel insan trajedisini simgeleyen, taşıyan en önemli isim olarak çıkar karşımıza. kendisi planlayarak ve isteyerek işlediği bir cinayetten sonra, nedeni anlaşılamaz bir vicdan azabı çekmeye başlar. nedeni anlaşılamaz çünkü, cinayet için tüm bahanelerini oluşturmuş ve cinayetini de soğukkanlılıkla işleyen raskolnikov, bu soğukkanlılılığını koruyamamış, bir insanı öldürdüğü için acı çekmeye başlamıştır.
çünkü kendisinin çok akılcı ve kesinlikle mantıklı planının ve gerekçelerinin bir eksiği, hem de büyük bir eksiği vardı. söz konusu eksiklik de, insan olmanın zaafıyla başkasını öldürmeyi göze almış raskolnikov'un, nasıl olmuşsa yaptıklarının vicdani boyutunu düşünememiş olmasıdır. suç ve ceza'nın olağanüstülüğü, tam olarak, bu önemli ayrıntıyı görebilmesidir. bir yanda trajik derecede akıllı, soğukkanlı ve gerektiğinde öldürme hakkına da sahip bir ucube olarak raskolnikov, öte yanda da, 'insan öldüren bir insan' olmanın tüm acısını ve vicdan azabını yüklenen raskolnikov vardır.
korkak yiğitler, daha önce bazı internet sitelerinde şiirleri yayımlanmış turgay yılmaz'ın ilk romanı. yılmaz'ın romanı, yukarıda bahsettiğim eser gibi, insani zaafları merkeze almasıyla ilgiye değer. romanın kahramanı taner arısu, geçmişinde bire bir işlemediği, fakat işlenmesinde önemli payının bulunduğu cinayetlerle yüzleşmeye başlar. arısu'nun trajedisi, sınır tanımayan öfkenin, tüm amaçlarına ulaştıktan sonra, bireyi getirebileceği çöküntüyü hikâye ediyor. taner de, bu noktadan sonra geriye dönüşün imkânsız olduğunu, geriye kalan tek şeyinse kendini yok etmek olduğunu bilir. fakat raskolnikov'dan bir farkla taner, onun gibi yaptıklarını itiraf etmez, başta kendisi olmak üzere sürekli ve sürekli her şeyden kaçıp, kötülüklerinin telafisini geciktirerek, kişisel yıkımını hızlandırır. raskolnikov, işlediği cinayeti itiraf edip, cezasını çekerek rahatlamayı seçerken, taner, bu can yakıcı geçmişini sürekli hatırlayıp, sürekli lanet ederek, kendini tüketir. yılmaz'ın romanı için, iyi bir sosyal tarih örneğidir de denebilir. çünkü, arısu'nun hikâyesinin anlatıldığı zaman aralığı, ağırlıklı olarak türkiye'nin 1970'li ve 80'li yılları gibi sıkıntılı dönemlerdir. dolayısıyla roman, kahramanımızın trajedisini anlatırken, bu kuşaktan olmayan okuyuculara da, o dönemde toplumda yaşanan kamplaşma ve gerilimin ne denli yoğun ve sancılı olduğunu da aktarmasıyla iyi bir okuma sunuyor.

geçmiş bilinçaltında bekler
korkak yiğitler'in taner'i, dubai'de bir şirkette, mühendis olarak çalışır. ilk başlarda düzgün gider gibi görünen hayatı, aniden başlayan karabasanlarla değişmeye başlar. taner'in bu karabasanlardan gördüğü, geçmişinde yaptıklarının bilinçaltından tekrar gün yüzüne çıkmasıdır. yıllarca geçmişinden kaçan ve bu kaçışın son durağı gibi görünen dubai'deki yaşamı, böylece sıkıntılı bir döneme girmiş olur. burada taner'in rahatsızlığı, geçmişte 'katkısının' bulunduğu cinayetler dışında, özel hayatında yaşadığı kayıplarda da birleşecektir. örneğin üniversiteden mezun olduktan sonra tanışıp evlenerek iki çocuğa sahip oldukları christie de, çocuklarını alarak onu terk etmiştir. fakat bu terk edişte de, yine taner'in kapkara geçmişinin izini görmek mümkün. çünkü taner'in geçmişe saplanıp kalması, bu evliliği de içinden çıkılmaz bir sıkıntıya dönüştürmüş, ayrılığı zorunlu kılmış, çektiği vicdan azabı, bugününü de gerçek bir karabasana dönüştürmüştür. yılmaz'ın karabasanla başladığı kurgusu, aslında huzur kaçıran bir rüya olmaktan öte, taner'in gündelik hayatının bire bir halidir denebilir böylece. yılmaz'ın kurguyu, kahramanımızın kaybedişleriyle şekillendirmesi de, taner'in yaşadığı trajediyi zenginleştiren, kendisinin geriye dönüşünü imkânsız kılan en önemli unsurlardan biridir.
turgay yılmaz, kahramanımızın hikâyesini, çoğunlukla geri dönüş tekniğini kullanarak anlatıyor. romanda karşımıza çıkan karakterler de, bu anlatımın kurulduğu birer araç işlevi görür. örneğin taner'le duygusal bir yakınlık yaşayan stephanie, bu araç-kahramanların en dikkate değer olanıdır. bu yakınlıktan güç alan taner, stephanie'ye, radikal bir örgüte mensup olarak geçen üniversite yıllarını; bu dönemde hayatında önemli yer edinen oya, zeliha, hüseyin ve mahmut karakterlerini; 'derin devlet' tarafından gözaltına alındıktan sonra, yapılan işkencelere dayanamayıp nasıl itirafçı olduğunu; örgütteki arkadaşlarını nasıl öldürttüğünü anlatır. burada önemli bir nokta olarak, yılmaz'ın taner karakterinin yaşadığı yalnızlığı çöl ve bu çölün ortasında yükselen dubai'yle simgelemesi ilgiye değerdir. çöl çoğunlukla, insansızlığın, yani yalnızlığın simgesi olarak kabul edilir. çölün ortasında yükselen dubai şehri de, modern kent kurma inadının bir ürünü olarak algılanabilir.
tüm inada rağmen, çöl yine şehir üzerindeki egemenliğini kurmakta, varlığıyla her şeyi kuşatmaktadır. taner de bu şehir gibi, kendisiyle yüzleşmekten kaçınarak, anlamsız bir inatla asla olamayacağı şekillere bürünmekte, fakat yaşadığı vicdan azabı, kendisinin güçlülük iddialarını sürekli baltalamaktadır.


bir zamanlar türkiye
bilindiği gibi, türkiye insanının zayıf bir belleğe sahip olduğu, çokça dillendirilen bir eleştiri. örneğin 12 eylül 1980 darbesi öncesinde ve sonrasında yaşanan muazzam acıların, genel umursamazlıktan nasibini alarak çabucak unutulması bir yana, özellikle yeni kuşağın bu darbenin mahiyetine dair en ufak bir bilgiye dahi sahip olmadığı söylendi. günümüzün apolitik, belleksiz ve 'hızlı' gençliği düşünüldüğünde, bu eleştiriye hak vermemek elde değil. turgay yılmaz'ın kurgusu, bir zamanlar türkiye'de yaşanan acıları kayıt altına almaya, bellek yaratmaya çalışan eserlere iyi bir örnek olarak verilebilir. böylece, taner'in hikâyesinin merkezde olduğu kurgunun, yakın tarihi anımsamaya dair katkı sağladığını söyleyebilirim. darbeden önce işlenen sayısız cinayetler; o dönem ankara'da sol siyasetin kalesi olarak kabul edilen odtü; otuz dört kişinin öldürüldüğü, taksim'deki 1 mayıs 1977 kutlaması; türkiye'nin başlıca büyük şehirleri dışında, ülkenin neredeyse her şehrine, ilçesine, hatta mahallesine yansımış sağ-sol kamplaşması ve bahçelievler'de yedi tip'li öğrencinin öldürülmesi, kurguda okuyucunun karşına çıkacak önemli konulardan birkaçı.
sonuç olarak korkak yiğitler'in, hem kendine has bir karakter olan taner'in öyküsüyle, hem de türkiye'nin yakın döneminde yaşananlara tekrar, ayrıca hakkını vererek bakabilmesiyle ve nihayet, tüm bunları heyecan dozunu eksiltmeden anlatabilmesiyle iyi bir okuma sunduğunu söyleyebilirim.



korkak yiğitler
turgay yılmaz, yitik ülke yayınları, 2007, 143 sayfa, 10 ytl.

03 Kasım 2007 08:20

kamil @kamil

kurgusu elinizden biraktirmiyor,tavsiye ederim...

03 Kasım 2007 09:40

mcy @mcy

'korkaklar zeytini agac dibekte doverler' ve bitirilmeyen bir padisah masali var.ilginc bir tarz ,ilginc benzetmeler var.
'gamzedeyim deva bulmam','bulamam' seklinde yanlis yazilmis...

03 Kasım 2007 10:02

mali @mali

pandora'dan aldim,kapagi degisik geldi,okudum,ilk roman icin oldukca iyi diyebilirim...

03 Kasım 2007 11:26

handan @handan

tutkulu asklar var icinde,sevgililer kara gozlu niyeyse:)))
kusun vurulusu ve iskence bolumleri cok etkileyici,tavsiye olunur

03 Kasım 2007 11:44

handan @handan

ya hakkikaten su padisah masalinin sonu ne oluyor? bilen varmi?

03 Kasım 2007 13:26

incid @incid

güzel anlatımlı, akıcı ve gerçekçi... bu ilk kitabın diğerlerine öncü olacağını düşünüyorum ve heyecanla yenilerini bekliyorum...

03 Kasım 2007 13:47

evren @evren

başından sonuna kadar son derece sürükleyici akıcı bir dille yazılmış. betimlemeler duyguların anlatımı çok etkileyici. okurken zaman zaman durup sindirme ihtiyacı duyuyor insan. farklı zaman ve kişilere atlayışlar romanı ve okumayı ilginç hale getiriyor.

tanerin ruh hali ve bunalimları, yaşadıkları, hisleri çok başarılı anlatılmış. genel olarak anlatım ve betimlemeler incelikli ve sıkmayan detaylarla süslenmiş, sahneler insanın hayalinde beliriveriyor. okurken sanki bir film izliyormuş gibi hissediyor insan.

başrolde taner karakteri olmasına rağmen romanda geçen pek çok karakterin ayrı hayatlarını ve hikayelerini düşünmeden edemiyor insan. kitap bittiğinde de sanırım bu sebepten hiç bitmemiş belki yeni başlamış hissi uyandırıyor.

içerik ve yaşanmışlıklar üzerinden bakıldığında çıkmazlarla dolu oldukça dramatik ve karamsar bir hikaye ve tanerin bunalımından çıkma ihtimalinin çok düşük olduğu en baştan hissediliyor. yine de bunlar okurken alınan hazda bir eksilmeye sebep olmuyor çünkü asıl merak uyandıran tanerin o hale nasıl geldiği, neler yaşadığı.
gerçek olaylardan alıntıların olması okurken kendime sık sık ben tanerin yerinde olsam ne yapardım sorusunu sormama sebep oldu.

özetle, tarih, siyaset, kültür ve insana dair tatlar ustaca harmanlanmış. ilk kitap için bence çok başarılı. tebrik ediyorum.

03 Kasım 2007 16:20

kadir @kadir

12 eylulu bilmeyen genclere tavsiye olunur..

05 Kasım 2007 19:24

yildiz @yildiz

oguz atay cagrisimlari var,bence etkilenme fazla.

05 Kasım 2007 19:31

turgay yılmaz

Maalesef henüz turgay yılmaz ait eklenmiş başka bir kitap yoktur. Ekleyen olmak isterseniz Hemen Kitap Ekle