derviş ve ölüm
: 6.0 /10 ( 1 Üye)

ladyshallot @ladyshallot

bosna'da kardeşi haksız yere öldürülen bir mevlevi şeyhinin başından geçenleri anlatan bir roman. zaman tam belli değil fakat bosna'nın osmanlı hakimiyeti altında olduğu zamanlar. buna göre 1878'den evvel bir zaman dilimi. anlatıcımız şeyh efendidir. ve anlatım türü hatırat gibidir. kitabı ortadan ikiye bölersek, ilk yarısı; olayı anlatmaktan çok ruh tahlilleri ve "sanat sanat içindir" tadında yazılan edebi cümleler ile dolu. bu kısmında sadece kardeşinin haksız yere hapsediğini öğrenebiliyoruz. kitaba sadece kurgusal bakışla değil de psikolojik çözümleme arayışı ile bakacak olursak hatırı sayılır sayıda nitelikli tespitle karşılaşırız okur olarak. özellikle yaratılış, insanın dünya üzerindeki yeri, fonksiyonu, yaratıcı ile arasındaki ilişki.. kendisini, kardeşinin dünya üzerinden silinişi ile bu konular ve bir çok şey hakkında sorgular bulur anlatıcı şeyh efendi.
hareket ve kurgu ikinci yarıda gösteriyor kendisini. tasvirlerden ve uzun uzadıya okurla paylaşılan iç seslerden derviş'in nasıl biri olduğunu anlıyoruz. her şeye temkinle yaklaşan "yanlış yapar mıyım ki?"diye düşünmekten doğru hareket etmeyi geciktiren bazen de etmeyi unutan, mırıldanan ama kımıldamayan bir insandır anlatıcı ve de baş karakterimiz. derviş kabuk gibi katı dini doğruları -ki kitapta kendisi de bunu bu şekilde itiraf eder-dillendiriyor ama onların bazılarına kendisin de inanmadığını yakalıyoruz. üzerinde fazlası ile bulunan ümitsizliğin bir zamanlar ülkesi için savaşıp gazi olduktan sonra sevdiği kızın başkası ile evlendiğini görmesi ile geri kalan her şeyin beyhude olduğuna karar verip tekkeye sığınmasından olduğunu anlıyoruz romanın sonlarına doğru. olaylar geliştikçe kararsız yapısı gidiyor, gözü pekleşiyor. buna kardeşinin ölümü ve daha evvel azca tanıdığı sonradan samimi olduğu hasan adındaki bir bir gencin karakteri yardımcı oluyor.

roman için açıklayıcı kısa bir cümle kurmak gerekseydi kullanılacak meşhur söz şüphesiz; "intikam soğuk yenen bir yemektir" olurdu.
kardeşi için gecikmiş görünen bir intikam planı yapıyor derviş. kardeşi hükümet katibi iken görmemesi gereken bir evrakı, başka bir insanı siyaseten ve keyfi olarak mahkum ettiren bir emir kağıdını görüyor. ve bunun için ortadan kaldırılıyor. bunu kadı'nın muhbiri ve ve tekke derviş olan aynı zamanda şeyh'in kendi eli ile yetiştirdiği molla yusuf jurnaller. şeyh intikamını da bu çocuk vesilesi ile alır. olaylar nasıl bu muhbirin bir sözü ile başladıysa intikam planı da aynı şekilde o'nun asılsız bir ihbarı ile başlar.
İntikam alınır eski kadı ölür ve şeyh onun yerine kasabaya kadı olur. zamanla eski kadının edindiği gibi muhbirler, güttüğü gibi siyaset güder buluyor kendini. vicdanı ile olması gerekenler arasında sıkışıp kalan eski şeyh yeni kadı bir olay ile ayağına dolanan bir hatadan dolayı öldürüleceğini anlıyor ve odasında ölümü beklerken roman bitiyor.

osmanlı zamanında anlatılan bu olay aslında parti zamanda ve 40'larda partinin samimi üyesi olmasına rağmen katledilen selimoviç'in kendi kardeşinden esinleniyor. İktidar olgusunu epeyce irdeleyen eleştiren roman iktidarın ele geçince, salt gücün iktidar sanılması ile ile ya da iktidar olgusunu yozlaştıranların nelere sebep olacağını anlatmaya çalışır satır aralarında. çoğu yazarın kendi duyguları. yalnızca romanı yazdığı tarihte de acıkca doğruları söyleyemeyeceği için kurguda bu şekilde bir değişiklik yapmış. selimoviç zaman değişikliği yapmış yapmasına da bu bazı uyumsuzluklara sebep olmuş. bosna yönetimi avusturya-macaristan'a 1878'de veriliyor. romanda yeniçerilerden bahsediliyor ki yeniçeri ocağının lağvedilişi bundan çok öncedir. sonra bir mevlevi şeyhi kadı olabiliyor. benim bildiğim böyle bir şeyin zuhur etmesi epeyce zor. ya benim ben cehaletimden dolayı bihaberim ya da burda böyle bir yanlışlık yapılmış. bir de romanda okuduğum tekke hayatı okuyucu olarak gözlemlediği en ilginç, en asla uzak bir tekke hayatı idi.:) bir de odada var olan duvar saatine bakıyor anlatıcı zamanı öğrenmek için. duvar saatinin evlerdeki tarihi ömrünü düşününce bu da uymadı gibi geldi ama fazla abartmış olabilecegimi de göz önünde bulundurmalı.

okuduktan sonra tekrar aklınıza getirdiğinizde,kitabı tanımlamak için kullanıcağınız ilk kelime sanırım: "muğlak" olurdu. İfadedeki muğlaklık ya yazarın kendi tercihi, ya bir sansür, ya da çevirmenin marifeti olarak türkçe versiyonunda kendini göterir.

25 Nisan 2007 20:46

purplesuicide @purplesuicide

okuduğum en abuk kitaplardan biriydi. ne dervişin dervişlikle ilgisi var, ne de tekkenin tekke ile. tamamen gerçekten kopuk, olabildiğince aklıma getirmemeye çalışıyorum.

23 Temmuz 2007 08:44

deep_not @deep_not

çok durağan. sayfalar boyu adamın kafasındasın hiç hareket yok. bu zamanın okuru için iç bayıcı. şahaser filan diye övgü yapanların samimi olmadıklarını düşünüyorum. zamanında çok ödül almış kriter neyse.bitmiyor. bitmek bir yana okuma hevesini baltalayıp kendinden nefret ettiriyor.

10 Haziran 2009 23:27

yoklugunda çok kitap okudum @yoklugunda çok kitap okudum

derviş ve ölüm genelde bakıldığında baskıcı bir sistem tarafından yutulup yok edilen bir adamın hikayesi gibidir. ama gerçek bu değilidir asla. şeyh ahmet nurettin'e şeyh sıfatını kazandıran ve bir tekkede inzivaya çekilmesi, acısını yüreğine gömdüğü yitik aşkıdır ve bu yitirilmişlik yüzünden başına gelmeyen kalmıyor

24 Haziran 2009 09:38

mehmet selimoviç

Maalesef henüz mehmet selimoviç ait eklenmiş başka bir kitap yoktur. Ekleyen olmak isterseniz Hemen Kitap Ekle